Enver Paşa’nın Alman Hayranlığı

YAZAN: İsmail YILDIZ

 

Osmanlı Devleti’nin I.Dünya Savaşı’na neden girdiği anlatılırken ne yazık ki kullanılan cümlelerden biridir “Osmanlı Devlet adamlarının Alman hayranlığı…” ki burada Osmanlı Devlet adamları ile en çok kastedilen kişi Enver Paşa’dır.

Bu tanımlama “tarihin aslanlar tarafından değil avcılar tarafından yazılması”na ayrı bir örnektir. Ama tarihi aslanlardan ve avcılardan bağımsız, hakikat inancıyla yazacak tarihçiler de ilelebet olacaktır. Biz de tarihçilik iddiasından uzak hakikate iman eden o tarihçileri örnek almaya çalışan tarih okurları olarak bakalım Enver Paşa Alman hayranı mıydı?

Tarihin seyri dikkate alındığında bu tanımlamanın Enver Paşa’yı “küçültmek” için geliştirilmiş bir tanımlama olduğunu görmek çok zor değildir. Osmanlı Devleti’nin yaklaşmakta olan savaştan kaçamayacağı gün gibi ortada iken tercihini Almanlardan yana yapmak zorunda kalan bir Enver Paşa vardır.

Enver Paşa, Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal’le aynı yıl (1881) doğmuş[1], Osmanlı Devleti’nin son dönemleri üzerinde çok önemli etkilere sahip  olmuş asker ve devlet adamıdır. Hakkında bir çok iddianın bulunması tabidir. Ancak biz bu iddiaların hiç olmazsa biraz tutarlı olmasını, ihtiras, kıskançlık ve hayranlık gibi zavallı sıfatlardan uzak olarak gündeme getirilmesini beklemekteyiz.

Birinci Dünya Savaşı öncesinde (günümüze kadar ve günümüzde) dünyanın karşılaştığı en büyük tehlikelerden biri sömürgeciliktir. Malum Avrupalı devletlerin tüm rekabetlerini gelişmemiş ülkeler üzerine kurdukları bir dönemde başlayan Birinci Dünya Savaşı’nın sonucunda; yenen taraf kim olursa olsun gözünü Osmanlı Devleti’ne dikecekti. Makul olan savaşı kazanacak tarafı kestirebilmekti.

Enver Paşa’nın doğduğu yıl (1881) Avrupa’da siyasi ortaklıkların hızla şekillendiği bir yıldır. Rusya’nın ittifak arayışlarının İngiltere ve Fransa ile son bulması Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya ile ittifak yapmasına neden olan en önemli ayrıntıdır. 19. Yüzyılda Rusya’nın Boğazlar; Fransa’nın ise Mısır üzerinde söz sahibi olmak; buna karşı İngiltere’nin kendi çıkarları doğrultusunda Osmanlı’nın toprak bütünlüğünü korumak istemesi bu üç devlete karşı Osmanlı Devleti’nin temkinli olmasına neden olmuştur.

19. Yüzyılın sonunda İngiltere’nin de Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünden vazgeçmesi Sultan II.Abdülhamit’in ülkede Alman etkisine sıcak bakmasına neden olmuştur. Nitekim Bağdat Demiryolu Projesi bu etkinin önemini göstermektedir.

I.Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında çıkan gerginlikte İngiltere’nin Osmanlı Devleti’nin sipariş ettiği iki gemiyi Osmanlı Devleti’ne vermeyerek Yunanistan lehine hareket etmesi ve Arap milliyetçiliğini desteklemesi; Rusya’nın Ermeni meselesinde Osmanlı Devleti’ni zorlaması başta bu iki devlet olmak üzere İtilaf Bloku ile Osmanlı Devleti’nin arasındaki soğukluğun artmasına neden olmuştur.

Bütün bunlara rağmen 1908 yılında gerçekleşen Meşrutiyet’ten 1914’e kadar Osmanlı Devlet adamları İngiltere, Fransa ve Rusya’yla ittifak arayışlarını sürdürmüşlerdir. 1914’te Talat Paşa Rusya’ya giderken Cemal Paşa da Fransa’ya gitmiştir. Enver Paşa da İstanbul’da Rus büyükelçisi ile görüşmeler yapmıştır.

Ancak bilinen şu ki İtilaf Devletleri gizli amaçları nedeniyle Osmanlı Devletiyle bir ittifaka yanaşmamışlardır. Bu da siyasi yalnızlığın getireceği sonuçları bilen Enver Paşa da dâhil olmak üzere genç Türk devlet adamlarını Almanya’ya yakınlaştırmıştır.

Başta Sadrazam Said Halim Paşa olmak üzere birçok devlet adamının savaşta yalnız kalmamak ve devletin varlığını devam etmesini sağlamak adına önceki ittifak arayışlarının dışında kalan Almanya ile ittifak yapılması gerektiği konusunda çabaları Enver Paşa’nın da bu ittifaka sıcak bakmasını sağlamıştır. O dönemde Harbiye Nazırı olan Enver Paşa’nın da içinde bulunduğu bir heyet tarafından Almanya ile yapılacak antlaşmanın ilkeleri belirlenmiştir. Kimileri tarafından devleti Almanya’nın yanında savaşa sokarak yenilgiye neden olduğu iddia edilen Enver Paşa sorumlu bir devlet adamı olarak imkân dâhilinde devletin çıkarlarını gözeten bir heyetin parçası olmuştur.

Görüldüğü gibi “hayranlık” gibi basit ve aşağılayıcı bir kelimenin karşısında hakikat “sorumlu” bir devlet adamı portresi ile yerini bulmaktadır. Ayrıca yaşamı göz önünde bulundurulduğunda Enver Paşa’nın Alman hayranlığını gerektirecek bir durumun da söz konusu olmadığı da görülecektir.

Alman hayranlığı nedeniyle savaşa girilmesine ve kaybedilmesine neden olduğu iddia edilen Enver Paşa’nın Milli Mücadele’yi şekillendiren kadro üzerindeki etkisi[2] ile onun kadrolarının Anadolu’ya silah aktarmak ve İngilizleri oyalamak konusundaki çabaları da dikkate alındığında, Milli Mücadele’nin kazanılmasına da önemli katkı sağladığı söylenebilir. Her ne kadar görmezden gelinmeye çalışılsa da İttihatçı subay ve devlet adamlarının Anadolu’daki teşkilatlanmaya ciddi katkıları olduğu inkâr edilemez.

Son olarak İnsanların ve toplumların içinde bulundukları zor durumlardan kurtulmaları için önce o durumdan kurtulduklarının hayalini kurmaları ve o zor durumdan kurtulmak için harekete geçmeye cesaretlerinin olması gerekir. Enver Paşa’nın kurduğu hayallerin ve sahip olduğu cesaretin büyüklüğü tartışılmazdır. Hiçbir küçültücü söz onun hayal ve cesaretinin büyüklüğüne zarar veremez. O ömrünün son anına kadar kendisini ait hissettiği devletinin onuru, varlığı ve bağımsızlığı için mücadele etmiştir.


[1] Mustafa Kemal’in askerlik yaşamı anlatılırken ne yazık ki Enver Paşa’nın Mustafa Kemal’i “kıskandığı” gibi komik iddialar da söz konusu edilebilmektedir. Ancak konum olarak Enver Paşa’nın askerlik konusunda mezuniyet tarihleri ve mezuniyet şekillerinden (Mustafa Kemal’in üç yıllık ortalamayla 5. Olarak mezun olduğu Erkan-ı Harbiye’yi Enver Paşa son sınıf 1.si ve okul ikincisi olarak bitirmiştir |Andrew MANGO, Atatürk, İstanbul-2010, s.76 |)  başlamak üzere her zaman Mustafa Kemal’den bir adım hatta birkaç adım önce olduğu; dolayısıyla Enver Paşa’nın kıskanan taraf olması ihtimal dâhilinde bile değildir.

Bu konu hakkında Erik Jan Zurcher de Milli Mücadele’de İttihatçılık adlı eserinde “Mustafa Kemal’de “Enver kompleksi” olduğu anılarından bellidir. Bu belki de beklenebilir bir şeydir. Muhtemelen her şeyden önce, hakkı olan yeraltı hareketi liderliğinin Enver ve başka kişilerden oluşan bir grup tarafından elinden alındığını düşünüyordu. Enver, Mustafa Kemal ile aynı yaştaydı, ama okuldan iki yıl önce mezun olduğu için rütbesi daha yüksekti, cemiyet onu hürriyet kahramanı olarak öne çıkarmıştı. Bu, Enver’i düş kırıklıklarının nedeni olarak görmesine yol açmış gözüküyor. Öte yandan, Enver’in Mustafa Kemal hakkında benzer duyguları olduğuna ilişkin hiçbir kanıt yoktur. Böyle bir saplantı için herhangi bir neden de yoktur. Çünkü, Mustafa Kemal İTC’de ya da orduda önemli bir grubun başı değildir ve Enver’in yerini ciddi olarak tehdit edecek konumda da bulunmamıştır” demiştir. Eric Jan Zurcher, Milli Mücadele’de İttihatçılık, İstanbul-2005,s.65.

[2] Birinci Dünya Savaşı öncesinde orduda yapılan ıslahatlar Milli Mücadelede etkili olan komutanların önünü açmıştır.

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s